|
Tweet |
KARS PUSULA / ADEM ALP
Kaderine razı olan Mazlumağa Hamamı hakkında yetkililer ne düşünüyor..?
Kars’ın tarihi mirasları arasında önemli bir yere sahip olan Mazlumağa Hamamı, yıllar önce restore edilerek ayağa kaldırıldı ancak aradan geçen zamana rağmen hâlâ işlev kazandırılamadı. Bir dönem turizme kazandırılması hedeflenen tarihi yapı, bugün yeniden kaderine terk edilme ve yıpranma tehlikesiyle karşı karşıya.
“Tarihi Dokunun Korunması Projesi” kapsamında, 2017 yılında dönemin Kars Valisi Rahmi Doğan’ın girişimleriyle başlatılan restorasyon çalışmalarıyla hamam gün yüzüne çıkarıldı. Titizlikle yürütülen çalışmalar sonucu ayağa kaldırılan yapı, kentin turizm potansiyeline katkı sunması amacıyla yeniden düzenlendi. Ancak restorasyonun tamamlanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen hamamın hangi amaçla kullanılacağına dair somut bir adım atılmadı.
Kars halkı, büyük emek ve kaynak harcanarak restore edilen tarihi yapının neden atıl durumda bırakıldığını sorgularken, ilgisizlik nedeniyle yapının yeniden zarar görmesinden endişe ediyor. Vatandaşlar, Mazlumağa Hamamı’nın bir an önce turizme kazandırılarak aktif şekilde değerlendirilmesini istiyor.
Kars Kalesi’nin batısında, Kars Çayı’nın sol kıyısında konumlanan hamam, 18. yüzyılda inşa edildi. Osmanlı mimarisinin şehirdeki en belirgin örneklerinden biri olan yapı; yıkanmalık, soğukluk ve cehennemlik bölümlerinden oluşuyor. İki kubbeli olarak inşa edilen ve düzgün kesme bazalt taş kullanılan hamamın iç mekânında yer alan sağır kemerler ile niş süslemeleri, dönemin estetik anlayışını günümüze taşıyor.
Kars Valiliği öncülüğünde, KARTAB koordinasyonunda yürütülen proje ile restore edilen bu kıymetli yapı, bugün sessizliğe bürünmüş durumda. Gerekli bakım ve işlev kazandırma çalışmalarının gecikmesi halinde yapının yeniden tahrip olabileceğine dikkat çekiyor.
Tarihi mirasın korunması kadar yaşatılmasının da önemli olduğunu vurgulayan vatandaşlar, Mazlumağa Hamamı’nın müze, kültür evi ya da turistik bir işletme olarak değerlendirilmesini bekliyor. Aksi halde, geçmişten günümüze ulaşan bu değerli mirasın yeniden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı ifade ediliyor.
